Kaşif & Denizcilerin Ülkesi: Portekiz

Yazmayalı, paylaşmayalı neredeyse 1 yıl oluyor. Ekim 2018’de gitmiştik Portekiz’e. Fırsat bulup da yazamamışım. Şimdi yazmak için oturduğumda Portekiz gezimizi hatırlamak adına fotoğraflarımıza ve oradayken aldığım kısa notlarıma göz atmam gerekiyor. 3 gün Lizbon, 4 Gün Porto olmak üzere 7 gün kaldık Portekiz’de ve sokakları, yokuşları, meşhur tramvayları, okyanusu, yapıları, insanları, diğer Avrupa kentlerinden farklı kültürü ve havası ile biz çok sevdik Portekiz’i. Portekiz’de ilk durağımız Lizbon’du. Avrupa’nın en az ziyaret edilen başkentlerinden biri olduğunu okumuştum bir yerde. Daha fazla ilgiyi hak ediyor bence Lizbon. Yakın çevresi ile birlikte Lizbon’a üç gün ayırmak iyi olur.

Meşhur 28 No’lu Tramvay
Alfama

Biz Lizbon’u gezmeye Rossio’dan başladık. Dalga şekilli kaldırım taşları döşeli meydanından geçtik, Elevador de Santa Justa (asansör) ile tepeye çıkıp Lizbon manzarasını seyrettik. Buradan restoran ve mağazaların sıralandığı Rua Augusta’ya yürüdük.  Fazlasıyla turistik bir cadde. Böyle caddelerdeki mağazalardan alışveriş yapmak bizim tercihimiz değil, restoranlar da pahalı, ancak yürürken kafalar yukarıda yapılara baka baka geçmek gerek. Görkemli Arco da Rua Augusta’dan yani zafer takının altından geçtiğimizde bizi Lizbon’un en büyük meydanı Praça do Comercio ve King Jose I heykeli karşıladı. Tejo nehrinin kenarındaki bu meydan 1755’te yaşanan depreme kadar Ribeira Sarayı’na ev sahipliği yaptığı için Saray Meydanı olarak da biliniyor. Nehrin kenarındaki kırmızı 25 Nisan Köprüsü manzaralı küçücük kumsalda Leon ile biraz oynayıp böyle şehirlerde yapmayı en sevdiğimiz şeylerden birini yaparak pazara gittik. Mercado da Ribeira sadece alışveriş yapabileceğiniz bir pazar yeri değil, yemek yiyip içki, kahve içebileceğiniz de bir yer aynı zamanda. Biz çok sevdik 🙂 

Mercado da Ribeira
Bairro Alto

Baixa bölgesi’nin ardından Lizbon gezisinin olmazsa olmazı, meşhur 28 No’lu tramvayla Alfama’dan geçerek Castelo de Sao Jorge’ye çıktık. Burası gün batımında ayrı güzelmiş. Kalesi, Lizbon (Se) Katedrali gibi tarihi yapıları, eski evleri, dar sokakları, sokak aralarında karşınıza çıkan kafe ve restoranları, bitmeyen merdivenleri, seyir terasları ile Alfama, Lizbon’da gezilecek yerlerin kesinlikle başında geliyor. Miradoura, yani seyir teraslarında şarap yudumlayıp şehri izlemek ise ayrı bir keyif. Fado dinleyebileceğiniz, yerel lezzetleri tadabileceğiniz mekanları, barları ile akşamları hareketli olan Bairro Alto ve LX Factory, kitapçı Ler Devagar’ı, galerileri, sergileri, konserleri ve sokak sanatı ile ünlü Alcantara da görülmeye değer bölgeler. 

Mosteiro dos Jerónimos

Lizbon’da en sevdiğimiz ve uzun zaman geçirdiğimiz bölgelerden biri de Belem oldu. Belem’de ilk durağımız tabii ki Pasteis de Belem’di. Büyük, aşırı kalabalık, aşırı gürültülü bir pastane ama Portekiz’e özgü tatlı Nata’yı çok iyi yapıyor. 1832’den beri faaliyet gösteriyormuş. Sabahın erken saatleri daha sakin olur sanıyorum. Biz pastanede yer bakınırken yanımızda Leon’u gören bir garson bizi pastanenin bahçesine aldı neyse ki, yoksa yer bulmak çok zor. Tatlımızı yiyip kahvemizi içtikten sonra Leon için parkta biraz zaman geçirip Padrao dos Descobrimentos yani Keşifler Anıtı’na doğru yürüdük. Portekizli denizcilerin coğrafi keşiflere yaptığı katkı oldukça büyük. Yakın zamanda okuduğum Dünyanın Çehresini Değiştiren Seyahatler adlı kitapta da Portekizli denizcilere ve yaptığı katkılara fazlasıyla yer veriliyor. Bu anıtta da bu kaşiflerin heykelleri yer alıyor. Vasco de Gama, Ferdinand Magellan ve Bartholomeu Dias gibi bir çok kaşif yolculuklarına Belem’den başlamış. Anıtın biraz ilerisinde yer alan, şehri korumak amacıyla 1514-1520 yılları arasında yapılmış Torre de Belem, Portekiz’in Keşifler Çağı’nı sembolize eden önemli tarihi bir kule. UNESCO Dünya Mirasları listesinde yer alıyor. Kulenin içine girmedik, dışarıdan izlemek çok daha keyifli. Kulenin karşısında tüm ihtişamıyla yer alan Mosteiro dos Jerónimos (Manastır) da UNESCO Dünya Mirasları listesinde bulunuyor. Buradaki Santa Maria Kilisesi ise Vasco de Gama ve Luis de Camoes’nin mezarlarına ev sahipliği yapıyor. Manastır içinde ayrıca Ulusal Arkeoloji Müzesi yer alıyor. Tatlısı, parkları, kulesi, manastırı, anıtı ve tarihi ile Belem bir günümüzü aldı, iyi ki aldı 🙂

Padrao dos Descobrimentos
Torre de Belem

Gulbenkian Müzesi ile 1732’de açılan ve dünyanın en eski kitapçısı olan Livraria Bertrand’a biz gidemedik, siz gidin 🙂 Bir de Ginjinha barlarından geleneksel vişne likörü tadın. 

Cabo da Roca, Sintra
Quinta da Regaleira, Sintra

Lizbon’daki 4.günümüzün sabahında araç kiralayarak Porto’ya doğru yolculuğumuza başladık. Porto yolunda üç durağımız vardı. Bunlardan biri tabii ki Cabo da Roca, yani Avrupa kıtasının en batı ucu, şair Luis de Camoes’nin dediği gibi “karanın bitip denizlerin başladığı nokta”. Camoes’nin bu sözlerinin yer aldığı anıt, deniz feneri, küçük bir hediyelik eşya dükkanı bulunan Cabo da Roca’da bir saate yakın kaldık. Aşırı rüzgarı ve uçsuz bucaksız Atlas Okyanusu manzarası ile benim için çok büyüleyiciydi Cabo da Roca. Cabo da Roca’dan sonra ikinci durağımız Lizbon’un 25 km uzağında yer alan Sintra’ydı. Sintra’da yarım günden fazla zaman geçirdik, yine de yetmedi. Sarayı, bahçesi, kuyusu ve yeraltı tünelleri ile Leon’un ilgisini çok çeken Quinta da Regaleira, renkleri ve manzarası ile Palacio Nacional da Pena’yı mutlaka, Castelo dos Mouros’u ise zamanınız varsa görün. Yemyeşil Sintra’da zamanın nasıl geçtiğini anlamadan akşam yemeği için üçüncü durağımıza yani Cascais’e geçtik. Kralların ve balıkların kenti olarak bilinen Cascais, zengin yazlık villaları saymazsak küçük bir balıkçı kasabasında olduğumuzu hissettirdi bize. Sörfcülerin plajı Praia do Guincho ve falezleriyle Boca do Inferno’yu görüp tabii ki balık yemek gerekiyor burada. 

Cascais
Cascais

Balığımızı yedikten sonra Cascais’den Porto’ya geçtik. Porto’ya vardığımızda gece yarısı olmuştu. Hemen hostelimize yerleştik. Çok yorucu, çok güzel ve çok uzun bir gün olmuştu. Lizbon ve çevresini tamamladığımıza göre sıra şarap kenti Porto’ya geldi. Porto’da 4 gece kaldık ve ilk defa bir hostelde konakladık. Spot Hostel özel aile odaları da olan oldukça temiz bir hostel. Leon çok sevdi, Leon istediği için sabahları kahvaltıdan sonra ve akşamları hostele döndüğümüzde mutfağında, barında, armut koltuklarında zaman geçirdik. 

Douro Nehri, Porto

Spot Hostel merkeze yürüyerek 20 dk mesafede. Hostelden genelde merkeze yürüdük, şehri yürüyerek gezdik, hostele dönüşleri taksi ile yaptık. Porto gezimize Avenida dos Aliados ile başlayıp Praça da Liberdade’ye, oradan da Clerigos’a geçtik. Torre dos Clerigos, yani saat kulesinin önünde sabah uzun bir kuyruk vardı. Öğleden sonra kuyruk azalınca çıkabildik kuleye. Aynı şekilde Livrario Lello’nun da önündeki kuyruğun akşama doğru azaldığını görünce hemen girdik. Dünyanın en güzel kitapçılarından biri Livrario Lello. J.K. Rowling de Harry Potter romanlarını yazarken bu kitapçıdan ilham almış. Ben kitapçıları hep severim zaten 🙂 

Livrario Lello, Porto
Igrejo do Carmo, Porto

Livrario Lello’ya biraz yukarısında bir kilise var, Igrejo do Carmo. Sırlı seramik karolarla kaplı duvarları çok güzel görünüyor. Sadece bu kilisenin değil diğer kiliselerin, evlerin, binaların duvarlarını süslüyor bu “azulejos”. Sao Bento tren istasyonunda ise bu mavi beyaz seramik karolar Portekiz’in geçmişini anlatıyor. 20 bin üzerinde parçanın yerleştirilmesi 11 yıl sürmüş. İstasyon şehrin merkezinde olduğu için kaçırmanıza imkan yok 🙂 Livrario Lello’nun biraz aşağısındaki bir caddede, Rua da Galeria de Paris ve çevresinde güzel kafe ve restoranlar bulunuyor. Akşamları kalabalık olduğunu duyduk ancak aşırı yağmurlu bir zamana denk geldiğimiz için kalabalık görmedik biz.

Torre dos Clerigos, Porto
Riberia, Porto

Porto’nun en turistik yeri Riberia bölgesi. Tarihi dokusu korunmuş bu eski şehirde, Douro Nehri’nin kenarındaki restoranlardan birinde iki kadeh şarap içmek, daracık sokaklarda renkli eski evlerin arasında yürümek güzel de biz yine biraz yağmura yakalandık. Porto’ya gelip de ünlü Porto şaraplarından tatmadan ve almadan dönmek olmazdı. Riberia bölgesinin karşısında Vila Nova de Gaia’ya Ponte Luis I üzerinden yürüyerek geçtik. Douro Nehri’nin bu kıyısından Riberia’yı izlemek ve güzel fotoğraflar yakalamak şart 🙂 Yağmurda Vila Nova de Gaia’nın ara sokaklarını keşfettikten sonra şarap mahzenlerinden Sandeman’ı gezdik, tatlı Porto şaraplarından tattık. Burada bir çok şarap mahzeni var. Sandeman, Ferreira, Calem bunlardan yalnızca birkaçı. 

Şarap Mahzeni, Sandeman
Şarap Tadımı, Sandeman

Bunların dışında Porto’da görülebilecek yerler arasında Rua das Flores, Se do Porto (katedral), Palacio da Bolsa (saray), Camara Municipal do Porto, Casa da Musica bulunuyor. Majestic Cafe’nin de eğer önünde uzayıp giden bir kuyruk yoksa içerisinde oturup bir kahve içmek güzel olabilir. 

Costa Nova
Costa Nova

Sadece Porto’yu gezecekseniz 2 gün yeterli. Biz Porto gezimize Costa Nova’yı da ekleyerek bir günümüzü de okyanus kıyısında geçirdik. Costa Nova’ya bayıldık. Yorucu şehir gezmelerine böyle aralar verip tüm gün sahilde soluklanmak çok iyi oluyor. Rengarenk çizgili evleri, uçsuz bucaksız bir kumsal, aşırı bir rüzgar ve dev dalgalarla karşımızda duran Atlas Okyanusu… Hava ve okyanus şartlarından dolayı yüzemedik, ama kumsalda yürüdük, kocaman deniz kabukları topladık, kumlarda uzandık, rüzgarı iliklerimize kadar hissederken dev okyanus dalgalarının büyüsüne kapıldık gitti. Portekiz her şeyiyle harikaydı. Bir Güney Afrika’ya bir de sanırım Portekiz’e bir daha giderim 🙂 

Kısa Kısa Portekiz

Nerede gezilir, ne yapılır, nerede kalınır?
Konaklama
Lizbon’da Hotel Canada’da, Porto’da Spot Hostel’de kaldık. Her ikisi de merkeze yakın, küçük ve temiz oteller. İlk defa bir hostelde kaldık. Özel odaları, mutfağı, barı var ve temizliği de oldukça iyiydi.
Gez Gör
Lizbon (merkez): Rossio, Rua Augusta, Praça do Comercio (meydan), Mercado da Ribeira (pazar), Alfama, Castelo de Sao Jorge (kale), Lizbon (Se) Katedrali, Bairro Alto, LX Factory, kitapçı Ler Devagar, Alcantara, Gulbenkian Müzesi, Livraria Bertrand (kitapçı)

Belem: Pasteis de Belem (Belem Pastanesi), Torre de Belem (Belem Kulesi), Padrao dos Descobrimentos (Keşifler Anıtı), Mosteiro dos Jerónimos (Manastır), Santa Maria Kilisesi, Ulusal Arkeoloji Müzesi

Sintra: Cabo da Roca (Roca Burnu), Quinta da Regaleira, Palacio Nacional da Pena, Castelo dos Mouros

Cascais: Praia do Guincho, Boca do Inferno

Porto:Avenida dos Aliados, Praça da Liberdade’ye, Clerigos, Livrario Lello (kitapçı), Igrejo do Carmo (kilise), Sao Bento tren istasyonu, Rua da Galeria de Paris, Riberia, Vila Nova de Gaia, Rua das Flores, Se do Porto (katedral), Palacio da Bolsa (saray), Camara Municipal do Porto, Casa da Musica, Majestic Cafe, Aveiro, Costa Nova
Aktiviteler
Miradoura yani seyir teraslarından şehir manzarası seyretmek, 28 No’lu tramvaya binmek, kitapçı gezmek, Fado dinlemek, Belem pastanesinde Nata yemek, Ginjinha likörü içmek, Porto’da şarap tadımı.
Aklınızda bulunsun
Yaz aylarında kalabalık oluyormuş. Mayıs, Haziran, Eylül ve Ekim ayları Portekiz’i gezmek için uygun aylar. Haziran ayı Lizbon’da festival ayı. Partiler, açık hava konserleri, çeşitli gösterilerle Haziran ayında Lizbon’da olmak daha keyifli olabilir. Drug satıcılarına dikkat 🙂
Asansör'den Lizbon Arco da Rua Augusta Praça do Comercio Alfama Alfama Bairro Alto Elevador de Santa Justa Pasteis de Belem Mosteiro dos Jerónimos Torre de Belem Bairro Alto Cascais Cabo da Roca Cabo da Roca Sintra Sintra Costa Nova Riberia, Porto Riberia, Porto Sao Bento, Porto Sandeman Şarap, Vila Nova de Gaia Ginjinha Likörü Portekiz'in Tatlısı Nata Porto Şarapları Portekiz'in Lezzetleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Robot değilim *